Sitemizden Yararlanmak İçin

Lütfen Üye Olun..


Kapat
Hosgeldiniz
İndiregandi Yapıcan demi?
Üye olalım yağları eridelim!
Üye Olmak İçin Tiklayin

   
 
  Gizemli Olaylar



MARLBORO NASIL TUTULDU

Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri çok kötü gidiyomuş. Şirket iflasın eşiğindeyken bi adam gelmiş, “Satışları bir ayda 3 katına 
çıkarırım ama bunun karşılığında da şirketin yarısına ortak olurum. Yok çıkaramazsam ömrümün sonuna kadar fabrikada bedava tütün sararım” demiş.

Malboro’nun sahipleri zaten çıkmaz sokaktaymış, “Bi haftaya kalmaz batıcaz, kaybedicek neyimiz var ki” diyerek kabul etmişler teklifi. Adamın bunlardan tek isteği binlerce boş Malbora kutusuymuş. Zaten depoda milyonlarcası varmış, talebini karşılamışlar hemen. Sonra bizimki bütün paketleri tek tek ezmiş ayağıyla, gece 12’den sonra da hepsini uçaktan bütün Amerika’nın üstüne atmış.

Sabah millet uyanınca bi bakmış ki her tarafta boş malboro kutuları. “Yav, bu sigara bu kadar çok içildiğine göre vardır bi hikmeti” diyerek tekel bayilerine akın etmişler. Şirket o ay 3 değil 5 katı satış yapmış. Taabi bizim adam da şirketin yarısına ortak olmuş. O kişi de Philip Morris’in ta kendisiymiş.

_________________________________________

Çayda Çıra Efsanesi

 Vakti zamanında harputta iki genç birbirlerine aşık olurlar. Her gece gizlice buluşurlar. Kız bir çıra yakar böylece delikanlı aralarına giren dereye atlar kızın yaktığı çıra ile yönünü bularak kıyıya yüzer ve orada buluşurlar. Bir gün kızın babası bunu farkeder ve tam delikanlı suya atlayınca çırayı  söndürür . genç yolunu bulamaz çırpınarak boğulur bunun üzerine kız da kendini dereye atar. Köyün sakinleri çıralarla gençleri arar ama cesetlerini bile bulamazlar.

__________________________________________

Süt Kalesi

   Harput'un simgesi olan bu kalenin efsanesi şöyle anlatılır:
 Çok eski zamanlarda bu topraklarda çok zengin bir hükümdar hüküm sürermiş. Koyun ve k
eçileri öyle
bolmuş ki sütlerini tüm halka dağıtır yine bitiremezlermiş. Hükümdar Harput'un en yüksek ucuna bir kale yaptırmaya karar verir ama şans bu ya kıtlık olur. İçmeye su zor bulunur. bunun üzerine kaleyi yapmaya kararlı hükümdar çobanlarına emreder. Tüm sütler kaleye getirilir ve harcı sütle hazırlayarak kaleyi bitirirler bu yüzden kalenin beyaz ve dayanıklı olduğu söylenir. Bir inanışa göre kalenin dehlizlerinden birinde tavana bir kılla bağlanmış gügüm vardır o düşene kadar kale ayakta kalacaktır.

_________________________________________
Hezarfen Ahmed Çelebi' nin Galata Kulesi' nden Uçması


Kendisinin geliştirmiş olduğu takma kanatlar ile uçmayı ve iniş yapmayı başaran ilk insandır, 17. yüzyılda Osmanlı'da yaşamış Müslüman ve Türk alimidir. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında, "Bin Fenli" anlamına gelen Hezarfen (Farsça Hezar=1000) olarak anılmıştır.

İlk uçma denemelerinde, 10. yüzyıl Müslüman ve Türk alimlerinden İsmail Cevheri'den ilham almıştır. Cevheri'nin bulgularını iyice inceleyen ve öğrenen Çelebi, kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı'nda deneyler yapmıştır. Ayrıca, Leonardo Da Vinci'nin uçma konusundaki çalışmalarında kendinden çok önce bu konuda deneyler yapan İsmail Cevheri'den ilham aldığı iddiası mevcuttur.

1632 yılında lodos bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak İstanbul Boğazı'nı geçip 6000 m. ötede Üsküdar'da Doğancılar'a inen Hezarfen Ahmet Çelebi, Müslüman havacılık tarihinin en kayda değer simalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki bilgiler Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde belgelenmiştir.

Bu olay Osmanlı Devleti'nde ve Avrupa'da büyük yankı buldu ve dönemin padişahı IV. Murat tarafından da beğenildi. Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan, Ahmet Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, hatta Evliya Çelebi'ye göre "bir kese de altınla" sevindirmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli birisinin tehlikeli olabileceğini düşünüp, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil" diyerek onu Cezayir'e sürgün etmiştir. Ahmet Çelebi orada 31 yaşında vefat etmiştir.
_______________________________________

Canlanan Balık
 
Sultan Mehmet Bizansı kuşattığı gün bir papaz göl kıyısında kıyında balık kızartıyormuş. O sırada yanına gelen biri, Osmanlıların şehre girmek üzere olduklarını söylemiş. Papaz böyle bir şeye hiç ihtimal vermediği için demiş
 ki: "Türkler hiç bir zaman kutsal şehre ayak basamazlar.Buna inanmam için bir tarafı kızarmış balıkların canlanarak suya atlaması lazım.Türklerin bu şehre girmesi imkansızdır." Demesiyle birlikte tavada bulunan bir tarafı kızarmış yedi tane balık birbir canlanıp patır patır göle atlamışlar.Güya o yarı kızarmış balıklar hala gölün içinde imiş.Rumlar İstanbul'u geri alıncaya kadar gölde yaşayacaklarmış.Rumlar İstanbul'u
yeniden alınırsa bir papaz tarafından çıkartılıp öbür taraflarıda kızartacakmış.
_______________________________________
Karavandaki Kan

Amerika’da bir baba ve oğlu beraber bir karavan yolcuğuna çıkmışlar. Alternatif bir tatil yapmayı planlıyorlarmış. Belli bir yol güzergahı çizmedikleri için macera olsun diye anayoldan sapıp, dar bir yola girmişler. Bayağı bir yol gittikten sonra çöl gibi bir yere varmışlar. Etrafta in cin top oynuyormuş. Bu sırada adam benzinlerinin azaldığının farkına varmış. Hemen haritayı açıp en yakın yerleşim yerini aramışlar. Karavan bir süre daha gittikten sonra, benzin bittiği için yolda kalmış.

Baba kasabaya gidip benzin alıp geleceğini söylemiş. Ancak çocuk bulundukları yerden hiç hoşlanmamış. Babasına kendisini de götürmesi için yalvarmış. Ancak adam çocuğun onu yavaşlatacağını düşündüğü için, karavanın kapısını kilitleyeceğini ve kısa sürede döneceğini söyleyerek çıkmış. Cep telefonunu da çocuğa bırakmış. Çocuk korku içerisinde beklemeye başlamış. Bir saat geçip babası geri dönmeyince paniğe kapılmış. Bir zaman sonra, karavanın tavanından ’pıt pıt pıt’ diye sesler gelmeye başlayınca telefona sarılıp, eyalet polisini aramış. On dakika sonra kasaba şerifi karavana ulaşmış. Şerif ve yardımcıları kapıyı kırarak açmışlar. Çocuk dışarıya çıkar çıkmaz babasının kasabaya gittiğini, ama çok geç kaldığını nefes nefese anlatmaya başlamış.

Ama şerif çocuğa bakacağına karavanın altında durduğu ağaca bakıyormuş. Sonra yardımcısına ’Çocuğu buradan uzaklaştırın’ deyince, çocuk arkasını dönüp ağaca bakmış ve düşüp bayılmış. Meğer karavanın üzerine pıt pıt diye damlayan, ağacın dalına asılmış olan babasının kafasız cesedinden akan kanın sesiymiş.


_______________________________________________
Pişmaniye İsmi Nerden Gelmiş

Çok uzun yıllar önce İzmit’ te nam salmış bir tatlıcı varmış. Yaptığı tatlılar çok 
meşhurmuş. Yolcuların, onun tatlılarını yemek için dükkanının önünde uzun kuyruklar oluşturup beklemesi, Baharat ve İpek yollarının geleceğini dahi tehlikeye sokmuş.

Bizim tatlıcı ustanın, güzeller güzeli çok şişman bi sevgilisi varmış. Aşkın gözü kördür. Bizim tatlıcı ustanın gözü şişman sevgilisinden başka kızı görmüyomuş. Kızı o kadar çok seviyomuş ki çıkardığı anda çok meşhur yeni tatlısının ismini, ’Şişmaniyem’ koymuş.

Tatlıcı sonunda muradına ermiş ve sevgiliyle evlenmiş. Ancak evlilik, sevgilisinin kıskançlıkları ve huysuzlukları yüzünden cehennem azabına dönüşmüş. Bizim tatlıcı ustamız da, o çok sevdiği, uğruna tatlılar yaptığı sevgilisinden ayrılmak zorunda kalmış. Evlendiğine pişman olan ustamızın tatlısı da, bu olay duyulduktan sonra, ’Pişmaniye’ olarak anılmaya başlamış. Görüyosunuz di’mi? Nerdeeen, nereyeee... 

_________________________________________________

Marmara Canavarı

Gecenin bir yarısı teknelerini limana bağlayaniki balıkçı, Anadol pikaplarına atlayıp evlerinin yolunu tutmuşlar. Yol mezarlık yanından geçiyormuş. Arabayı süren bu mezarlıktan korktuğu için dualar ediyormuş. Diğeri batıl korkuları olmadığından arkadaşıyla dalga geçiyormuş.

Bu sırada şoför aniden firene asılmış. Çünkü ince bir ağaç enlemesine yola devriliymiş. Şoför ’Ben hayatta inmem’ demiş. Diğeri babayiğit bir adammış, ’Ben tek başıma hallederim’ diyip çıkmış arabadan. Gece karanlığında ince uzun ağaca bakıp: ’Kavak ağacı galiba’ demiş. Yaklaşıp ağacın gövdesine sarılıp da ağacın kabuğunun yumuşak olduğunu ve kımıl kımıl hareket ettiğini hissedince babayiğitlik filan kalmamış taabii aynen tabanları yağlamış.

Arkadaşını dikkatle izleyen şoför ağacın hareketlendiğini ve yukarı doğru kalktığını görünce, karşısındakinin ağaç değil de ben diyim on, sen de yirmi metre boyunda dev bir yılan olduğunu farketmiş. Yılan başını kazdığı mezardan çıkarınca dehşete düşen şoförün saçları o anda bembeyaz kesilmiş. Allahtan karnını mezarda doyurduğu için canavar ne şoföre ne de arkaşına saldırmamış. Denize doğru akıp gitmiş. İki arkadaş perişan halde köylerine dönmüşler.

Sonradan köyün yaşlılarından yılanın Marmara denizinde yaşayan ve denize yakın mezarlardaki, yeni gömülen ölüleri yiyerek yaşayan bir canavar olduğunu öğrenmişler. Anlattıklarına göre daha önceleri yılanın çok aç kaldığında balıkçı teknelerine dahi saldırdığı olurmuş. O zamanlarda Yalova ve Kumla’da da ortaya çıkarmış. Marmara Canavarı’yla karşılaşan herkes söz birliği etmişcesine yılanın bir kavak ağacı boyu ve eninde olduğunu söylermiş. Ama yıllardır Marmara Canavarı’nı gören olmamış.

_______________________________________________
Ormandaki Dalgıç

Kaliforniya İtfaiyesi yetkilileri, bi orman yangınından sonra ormanın içinde yanmış bi balık adam cesedi
bulmuşlar. Şnorkeli, oksijen tüpü, paletleriyle tam donanımlı bi dalgıçmış bu. Çok şaşırmışlar. Polis olayı araştırmaya başlamış. Adamın kimliğini tespit ettikten sonra yangının olduğu gün ormana 20 kilometre uzaklıkta bi mevkide (denizde) dalış yaptığı anlaşılmış. Dalgıçın ormanın ortasına nasıl geldiğini itfaiye yetkililerinden biri çözmüş.
Orman yangınlarını söndürmek için helikopterlerle denizden su alınıp alevlerin yoğun olduğu yerlere dökülürmüş. İşte bu talihsiz balık adam da belli ki kendini bi anda helikopterin okyanusa daldırdığı deponun içinde bulmuş ve daha sonra da ne olduğunu anlayamadan metrelerce yükseklikten alevlerin içine düşmüş.

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen::15.12.2008, 08:38 (UTC)
mus-akgul
mus-akgul
Kapalı

güzel hikayeler teşekkürler.

Yorumu gönderen::29.11.2008, 11:42 (UTC)
denizfmfunclup
denizfmfunclup
Kapalı

www.pancarkoy.com

www.denizfm.info



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
ÜYE GİRİŞİ
 
Kullanıcı adı:
Şifre:
Reklam
 
REKLAM
 
REKLAM ALANI
 
MSN BÖLÜMÜ
 
 
FİX MENÜ
 
PageRank
 
Bugün Senden Önce 9975 ziyaretçi (46339 klik) Fun burdaydı.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=